20 Haziran 2015 Cumartesi

09.05.2015 Stip Gezim ...




09.05.2015 Stip Gezim ...
Kokino gezisine gelen Mariola’nın arkadaşlarıyla oradan sonrada iletişimde olduk  ve ben o arkadaşları ziyarete gittim .
Stip küçük bir şehir Kocani’den biraz daha büyükmüş nüfus olarak . Nüfusun büyük bir kısmını üniversite öğrencileri oluşturuyormuş . Yerel halk çoğunlula Tekstil de çalışıyormuş burada...
İlk olarak  şehir merkezininden yürüyerek çıkılan tarihi bir kaleye çıktık . Zirveye varınca şehrin hepsini çok rahat bir şekilde görebiliyorsun. İvana ve Alexandra zirveden şehrin tümünü anlattılar . Burası  bu , şurası şu şeklinde . Kalenin tarihini sorduğumda  bir pot kırdığımı anlattıktan sonra anladım.
İvana ve Alexandra’nın alattığına göre ; Kale tepede bulunuyor ve tepenin kıyısından bir nehir geçiyor. Tepeden aşağıya doğru gizli bir ulaşım kanalı bulunuyor . Osmanlı askerleri kaleyi fethetmeye geldiklerinde ilk başlarda kale içerisine nasıl  erzak girdiğini anlayamıyorlar . Sonra nehrin kıyısına açılan kanalın kapısını keşfediyorlar. Daha sonra oradan erzak giriş ve çıkışını kestikten sonra kaleyi fethediyorlar ... “ bir kapı çok önemli...”
Daha sonra şehir merkezini gezdirdiler . Ve sonra hayvanat bahçesine gittik. Hayvanat bahçesi çok küçük ama bence oradaki küçük çocuların hayvanları tanıması için ve insanların stress atması için çok önemli biryer . Biz hayvanat bahçesindeyken hava kararmaya başladı ve kara kara bulutlar yaklaşmaya başladı.
 Bizde hızlı bir şekilde yemek yiyeceğimiz Roma Restaurant’a gittik.  Restaurant gerçekten çok hoşuma gitti . Ve ben orada Stip’e özgü özel bir yiyecek yemek istedim .  Stip’ e özgü Pastrmajlija adında bir yiyecek ... aslında bu yiyecek domuz etinden yapılıyor . Ben domuz eti yemediğim için bana tavuktan yaptılar . Bizim pideler gibi ama bazı şeyler eksik . Mesala baharah hiç koymuyorlar ve bence peynirle birlikte yapılırsa daha güzel olabilirdi :)Ama arkadaşlar peynirli bir yiyecek yediler onların ki daha çok hoşuma gitti diyebilirim . Hımmm en çok sevdiğim şey turşuları oldu , acı yemek istemişim herhalde çok güzel bir tat bırakıyordu ağzımda sonra tekrar istedim çünkü bir tane koymuşlar pidenin yanına ... bir tabak daha turşu geldi sonra :)
Yemek yerken bir arkadaş daha bize katıldı. Alexander ; Stip de üniversite okuyor ama aslında Bitola da oturuyor. Güzel bir yemek ve sohbetten sonra sohbetimize bir kafede devam etmek istedik. Daha sonra bir kafeye gittik . Tabi bu arada yağmur yağdı ve biraz duruldu.
Makedonya’ya gelipte salep içeceğim aslında hiç aklıma gelmezdi . Çünkü salebi çok seven briyim ve kafede salep bulunması ve adınında salep olması beni  çok mutlu etti.
Daha sonra beni otobüs durağına bırakmaya karar verdiler ama bir anda planlar değişti ve Alexander’ın kaldığı yurda gidip masa tenisi oynamaya karar verdik. Oraya vardığımızda masa tenisi toplarını bulamadığımız için bilardo oynadık:)
Ve daha sonra beni otobüs terminaline bıraktılar ve ben son otobüsle kocaniye geri döndüm :)
Herşey için teşekkürler İvana , Alexandra ve Alexander...


Kokino gezisine gelen Mariola’nın arkadaşlarıyla oradan sonrada iletişimde olduk  ve ben o arkadaşları ziyarete gittim .
Stip küçük bir şehir Kocani’den biraz daha büyükmüş nüfus olarak . Nüfusun büyük bir kısmını üniversite öğrencileri oluşturuyormuş . Yerel halk çoğunlula Tekstil de çalışıyormuş burada...
İlk olarak  şehir merkezininden yürüyerek çıkılan tarihi bir kaleye çıktık . Zirveye varınca şehrin hepsini çok rahat bir şekilde görebiliyorsun. İvana ve Alexandra zirveden şehrin tümünü anlattılar . Burası  bu , şurası şu şeklinde . Kalenin tarihini sorduğumda  bir pot kırdığımı anlattıktan sonra anladım.
İvana ve Alexandra’nın alattığına göre ; Kale tepede bulunuyor ve tepenin kıyısından bir nehir geçiyor. Tepeden aşağıya doğru gizli bir ulaşım kanalı bulunuyor . Osmanlı askerleri kaleyi fethetmeye geldiklerinde ilk başlarda kale içerisine nasıl  erzak girdiğini anlayamıyorlar . Sonra nehrin kıyısına açılan kanalın kapısını keşfediyorlar. Daha sonra oradan erzak giriş ve çıkışını kestikten sonra kaleyi fethediyorlar ... “ bir kapı çok önemli...”
Daha sonra şehir merkezini gezdirdiler . Ve sonra hayvanat bahçesine gittik. Hayvanat bahçesi çok küçük ama bence oradaki küçük çocuların hayvanları tanıması için ve insanların stress atması için çok önemli biryer . Biz hayvanat bahçesindeyken hava kararmaya başladı ve kara kara bulutlar yaklaşmaya başladı.
 Bizde hızlı bir şekilde yemek yiyeceğimiz Roma Restaurant’a gittik.  Restaurant gerçekten çok hoşuma gitti . Ve ben orada Stip’e özgü özel bir yiyecek yemek istedim .  Stip’ e özgü Pastrmajlija adında bir yiyecek ... aslında bu yiyecek domuz etinden yapılıyor . Ben domuz eti yemediğim için bana tavuktan yaptılar . Bizim pideler gibi ama bazı şeyler eksik . Mesala baharah hiç koymuyorlar ve bence peynirle birlikte yapılırsa daha güzel olabilirdi :)Ama arkadaşlar peynirli bir yiyecek yediler onların ki daha çok hoşuma gitti diyebilirim . Hımmm en çok sevdiğim şey turşuları oldu , acı yemek istemişim herhalde çok güzel bir tat bırakıyordu ağzımda sonra tekrar istedim çünkü bir tane koymuşlar pidenin yanına ... bir tabak daha turşu geldi sonra :)
Yemek yerken bir arkadaş daha bize katıldı. Alexander ; Stip de üniversite okuyor ama aslında Bitola da oturuyor. Güzel bir yemek ve sohbetten sonra sohbetimize bir kafede devam etmek istedik. Daha sonra bir kafeye gittik . Tabi bu arada yağmur yağdı ve biraz duruldu.
Makedonya’ya gelipte salep içeceğim aslında hiç aklıma gelmezdi . Çünkü salebi çok seven briyim ve kafede salep bulunması ve adınında salep olması beni  çok mutlu etti.
Daha sonra beni otobüs durağına bırakmaya karar verdiler ama bir anda planlar değişti ve Alexander’ın kaldığı yurda gidip masa tenisi oynamaya karar verdik. Oraya vardığımızda masa tenisi toplarını bulamadığımız için bilardo oynadık :)
Ve daha sonra beni otobüs terminaline bıraktılar ve ben son otobüsle kocaniye geri döndüm :)
Herşey için teşekkürler İvana , Alexandra ve Alexander...












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder